Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dediğim Dedik, Çaldığım Düdük...

Dediğim Dedik, Çaldığım Düdük...15 Aralık 2011 Perşembe 16:11

Bedelli Askerlik Kanunu, Millî Savunma Komisyonunda olduğu gibi TBMM’den de hükümetin istediği şekilde geçti ve Cumhurbaşkanınca da onaylanarak bugünkü (15 Aralık 2011) Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Herkese hayırlı olsun.

 

          28 Kasım 2011 tarihli yazımda “…tasarıda kanun tekniğine uymayan bazı hususların bulunduğu kanaatindeyim. Bunların neler olduğunu tasarı aynıyla kanunlaştığı takdirde, Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra sizlerle paylaşacağımı" ifade etmiştim. Şimdi konu hakkındaki görüşlerimi ve birisi çok önemli olmak üzere bazı tespitlerimi kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

          Kanun Tasarısının çok acele ve acemice hazırlandığını düşünüyorum. Böyle düşünmeme sebep olan hususları sırasıyla açıklamaya çalışacağım.

          Öncelikle benim de teklifim olan (5 teklifimden birisiydi) yaş bütünlüğünün korunması konusu AKP’li milletvekillerinin önerisiyle düzeltildi, yapılan bir yanlışın farkına varılmasıdır ki bunca yanlış içerisinde AKP adına olumlu bir davranış oldu diye düşünüyorum. Düzeltilmiş hali bile sağ kulağı sol eliyle göstermeye benziyor. Şöyle ki, konu “31 Aralık 2011 tarihi itibariyle (bu tarih dâhil) 30 yaşından gün almış” olarak düzeltildi. Misal “01 Ocak 1983 tarihinden önce doğanlar” şekilde olsaydı, en azından kanun 6 kelime daha kısa olurdu ve “hangi doğumlularmış bu 30 yaşından gün almışlar” şeklinde kafalarda bir istifham oluşmazdı.

          Türkçemizin de doğru kullanılması açısından uygun bir uygulama olarak, Ek 1’inci Maddede geçen “Euro” ibareleri “Avro” olarak düzeltilmiştir. Ancak Kanunun bütünlüğü açısından Ek 2’nci Madde deki Euro tabirinin de Avro şeklinde değiştirilmesi uygun olurdu.

          Geçici 46’ncı Maddedeki T.C.Ziraat Bankasının yanına T. Halk Bankası ve T. Vakıflar Bankasının da ilave edilmesi ile Geçici 47’nci Maddedeki “bu Kanun” ibaresinin “1111 sayılı Kanun” şeklinde düzeltilmesi ve diğer bazı küçük değişikliklerin yapılması kanun tekniği açısından uygun olmuş, aynı zamanda Kanun Tasarısının alelacele hazırlandığını da göstermiştir.

          Aceleye getirilen bir başka konu ise tasarıda kanunun Yürütme maddesinin bile unutulmuş olmasıdır.

          AKP Hükümetinin ve Meclis Grubunun konu hakkında ne kadar ilgisiz ve bilgisiz bir şekilde TBMM’nin ve milletimizin huzuruna çıktığının bir başka göstergesini sizlere hatırlatmak istiyorum. Askerlik hizmet süresi 10 Eylül 1992 tarihinden itibaren erbaş ve erlerde 15 aya, yedek subaylarda 12 indirilmiştir. Bu uygulama ile birlikte temel eğitim 4 aydan 3 aya indirilmiştir. Hatta bazı sınıf ve branşlarda bu süre dört haftadır. Bu memleketi 9 yıldır idare eden AKP adına Genel Kurula hitap eden milletvekili Mustafa ELİTAŞ erler ve yedek subay adayları için temel eğitimin 4 ay olduğunu söylüyor. Sadece bu durum bile bu kanun metninin konu ile ilgilerini takdirlerinize bıraktığım kişiler tarafından hazırlandığının bir göstergesidir. Yine AKP adına konuşan milletvekili Mehmet MUŞ, temel eğitimin kaldırılacak olmasının önemini “…akademik çalışmalarına ara vermek zorunda kalacak olan öğretim görevlileri bu tasarıyla üniversitelerde yıllardır tartışılan bu meseleye de çözüm bulmuş olacaklardır….büyük rakamlara ulaşan öğretim görevlileri çalışmalarına kesintiye uğramadan devam edebileceklerdir.” demek suretiyle bütün akademisyenlerimizin yıllık izin dahi kullanmadan(!) ne kadar çok çalıştıklarını ima etmiştir. Bilimsel çalışmaların önündeki en büyük engel(!) olan askerlikten muaf tutulmalarıyla akademisyenlerimizin rahatlamalarını ve üniversitelerimizdeki bilimsel çalışmalarda ve yayınlarda önemli artışlar meydana gelmesini beklememiz doğal hakkımızdır diye düşünüyorum. Konuşmaların ayrıntılarını TBMM tutanaklarından okuyabilirsiniz.

          Vatandaşlarımızdan gelen bunca tepkiye, muhalefet partilerinin eleştiri ve değişiklik tekliflerine rağmen, tasarıdaki yaş, bedel ve temel eğitim konusunda herhangi bir değişiklik AKP’liler tarafından kabul görmedi. Ne de olsa bu memleket için en iyisini AKP’liler bilir idi. Dokuz yıldır bedelli askerliği gündeminde tutan AKP, kısa bir soluklanma ile vatandaşlarımızı yeni bir bedelli beklentisine sokmuştur. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bedelliden yararlanamayan vatandaşlarımızı rahatlatmak, kamuoyundan gelen tepkileri azaltmak amacıyla sanıyorum, askerlik süresinin kısaltılabileceğini söyleyerek yeni bir tartışmanın ve beklentinin fitilini ateşlemiş oldu. Hayırlı olsun.

          Kanundaki yaş konusu belki kabul edilebilir ama yine de en az iki doğum daha (28 yaşındakiler) faydalanacak şekilde düzenlenseydi daha uygun olurdu. Bedel konusunun ülkemiz şartlarında çok yüksek olduğu kamuoyunun bilgisi dâhilindedir. Bedelin yüksekliği uygulama sonunda kanundan faydalanma oranının düşüklüğüyle daha iyi anlaşılacaktır. Daha önceki uygulamalarda bedelli askerlikten; 1987 yılında 198 bin kişinin başvuru hakkı varken 18 bin kişi (oran %9,30); 1992 yılında 243 bin kişinin başvuru hakkı varken 35 bin kişi (oran %14,45); 1999 yılında da 344 bin kişinin başvuru hakkı varken 72 bin kişi (oran %21,00) yararlanmıştır. Şimdi ise başvuru hakkı olan 460 bin kişinin olduğu söyleniyor. Geçmiş dönemlerde kişi başına düşen millî gelir en fazla 2500 ABD Doları olduğu, şimdilerde ise millî gelirin 10 bin ABD Doları olduğu düşünüldüğünde bedelli askerlikten yararlanma oranının en az dört kat artarak %80’lere ulaşması beklenebilir. Ancak bedelin yüksek olması nedeniyle bu oranın %20’lere bile ulaşmayacağını düşünüyorum. Faydalanacak kişi sayısının da 75 bin kişi civarında olacağını değerlendirmekteyim.

          Dövizle Askerlik uygulamasındaki ücretin 10 bin Avro’ya çıkarılması da çoğunlukla zor şartlar altında yaşamaya çalışan, yakınlarını ziyaret için bile her yıl ülkemize gelemeyen insanlarımızı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkmaya zorlayacaktır. Bu bedel ileride mutlaka makul bir seviyeye çekilecektir.

          Temel eğitimin kaldırılmasını tam anlamıyla bir faciadır. Türk milletinin bağrından çıkmış Ordumuzu halkımızın bir kısmının yeterince tanımamasına, Kutsal Sancağımızın gölgesinde askerlik yemini edememesine sebep olacaktır. Uzun zamandır karalama kampanyasına maruz kalan Ordumuz ile vatandaşlarımız arasındaki bağ yavaş yavaş koparılmaktadır. Bir gelenek; asker arkadaşlığı, bitmek tükenmek bilmeyen askerlik anıları artık olmayacaktır. Ayrıca seferde ihtiyaç duyulduğu takdirde önemli bir insan kaynağı kullanılamaz duruma gelecektir.

          Şimdi size çok ilginç bir şey anlatacağım. Anlatacağım derken yanlış anlaşılmasın, çok önemli ve arkasından neler çıkacağı belli olmayan bir tespitimi arz edeceğim. Konu şu: Bedelli Askerlik ile ilgili tasarının TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, gece yarısı (daha doğrusu sabaha karşı) operasyonu ile AKP’li Ahmet AYDIN ve arkadaşlarının teklifi, Millî Savunma Komisyonu Başkanı (AKP’li) Oğuz Kağan KÖKSAL’ın “takdire bırakması”, Hükümet adına Millî Savunma Bakanı (AKP’li) İsmet YILMAZ’ın “katılmaları” TBMM Başkan Vekili (AKP’li) Sadık YAKUT oylamaya sunması ve Genel Kurulda bulunan AKP’lilerin kabul oyuyla; Geçici 46. maddeye Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce herhangi bir nedenle haklarında verilen askerliğe elverişli olmadıklarına dair kararlardan dolayı askerlik hizmetinden muaf tutulanlardan istekliler, altı ay içinde askerlik şubelerine başvurmaları halinde yaş şartı aranmaksızın birinci fıkra hükümlerinden yararlanırlar.” fıkrası eklenmiştir.

          Canım ne var bunda, TBMM’nin çalışmalarında her zaman olan bir şey değil mi bu diyebilirsiniz. Tespitim “şekil” ile ilgili değil “içerik” ile ilgili. Bu fıkranın açılımı şudur: Askerlik çağındaki bir yükümlü, çeşitli sağlık sorunları nedeniyle askerlik şubesince asker hastanesine sevk edilerek, hakkında sağlık kurulunca “Askerliğe Elverişli Değildir” raporu düzenlenmiş olsun. Yükümlü bu raporu askerlik şubesine ibraz ederek kendisi açısından askerlik işlemlerini sonuçlandırır. Askerlik şubesi mülki amirliğe yapacağı teklif ile il/ilçe idare kurulu tarafından alınan bir kararla bu yükümlü 1111 sayılı Askerlik Kanununun 28. maddesi 2. fıkrası ve 10. maddesi 8. fıkrası gereğince askerlik hizmetinden muaf tutulur. Halkımızın tabiriyle çürüğe ayrılır. Başka kimler askerlik hizmetinden muaf; şehit çocukları ve kardeşleri, göçmenler, mülteciler ve on yıl meslekte görev yapmış polisler.

          Şimdi şöyle bir düşünelim; yukarıda saydığımız kişilerden hangileri “ben şu gerekçe ile askerlikten muaf tutuldum, ama hiç içime sinmiyor bari 30 bin lira vereyim de askerliğimi yapmış sayılayım.” der? Askere gitme mecburiyeti olduğu ve TBMM’den geçen yasadan faydalanma hakkı olduğu halde birçok kişi sadece maddî yetersizlikten dolayı bu parayı veremeyecekken, askerlikten muaf tutulanlardan acaba kim (ler) böyle bir “imkân”dan yararlanır? Askerlik yapma isteklerini tatmin için ise, her yıl mayıs ayında engelliler için bir günlük askerlik uygulaması var ona katılmalarını, yardımseverliklerinden dolayı böyle bir şey yapacaklarsa da Türk Kızılayı, Mehmetçik Vakfı, TEMA Vakfı gibi birçok vakıf ve derneğe 30 bin lira yardım yapmalarını tavsiye edebilirim.

          İlerleyen zamanlarda göreceğiz, bu fıkradan kimlerin yararlanacağını. Ancak bu konuyu merak etmeden de kendimizi alıkoyamıyoruz. İster istemez aklımıza “acaba usulsüz bir şekilde askerliğe elverişli değildir raporu alıp da, ne olur ne olmaz ileride raporun sahteliği anlaşılırsa bari bu şekilde askerlikten yırtalım diyen birileri mi faydalanacak” şeklinde sorular geliyor. Evet, bu ve benzer soruların cevaplarını ve “kanuna fıkra ekleme operasyonu”nun sonucunu takip etmeye çalışacağız.

          AKP Hükümeti dokuz yıldır memleketi çelişkiler içerisinde yönetmeye çalışmaktadır. Birçok konuda çelişkiler, zıtlıklar yaşayan iktidar partisi son zamanlarda askerlikle ilgili iki önemli konuda çelişki yaşamıştır.

          Bunlardan birincisi vicdani ret konusunda Adalet Bakanı’nın 16 Kasım 2011 tarihinde yaptığı “Bu hafta içinde olmazsa önümüzdeki hafta içinde karar alma aşamasına gelmiş olacağız. Çok kısa süre içerisinde bunu Bakanlar Kurulunda görüşeceğiz.” açıklaması ve Millî Savunma Bakanı’nın benzer bir beyanından sonra kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine Başbakan “Vicdani ret düzenlemesi Hükümetimizin gündeminde asla olmamıştır. Bu konuda çıkan haberler spekülasyondan ibarettir.” demek suretiyle iki bakanını “spekülatör” ilan etmiş, bu iki bakan da bu lafı hiç üzerlerine alınmamışlardır. Kanaatimce vicdani ret konusu hükümetin gündeminde vardır ve ilerleyen zamanda yine konuşulacak, uygun ortam sağlandığında ise uygulamaya geçilecektir.

          İkinci olarak, seçim sathı mailinde Başbakan meydanlara çıkıp usta bir oy avcılığı göstererek "Benim vicdanım böyle bir şeyi kabul etmez. Parası olan var, olmayan var. Velev ki böyle bir öneri Meclisten geçse dahi ben bunu referanduma götürmeyi uygun bulurum. Şehit cenazelerinin geldiği böyle bir dönemde bunu kendi kendime izah edemem." demiştir. Bedelli askerlikle ilgili açıklamalarda bulunduğu partisinin grup toplantısında ise Başbakan “Bedelli askerlik 9 yıl boyunca Ak Parti olarak bizim gündemimizde oldu.” diyerek bir başka çelişkiyi ortaya koymuştur. Bedel miktarını 30 bin TL, Dövizle Askerlikteki döviz miktarını da ikiye katlayarak 10 bin Avro çıkarmak suretiyle “parası olan var, olmayan var” sözündeki parası olanlardan yana tavır almıştır. Seçimlerden önce parası olmayanların yanındaydı, şimdi ise parası olanların yanında. İnsan kendini “bu ne yaman çelişki” demekten alıkoyamıyor.

          Şöyle ya da böyle tasarı kanunlaştı. Kamu vicdanı rahat değil, bedelliye tamamen karşı olanlar, kanun çıktığı için, bedeli yüksek bulanlar neden daha uygun bir rakam olmadı diye. Her ne sebeple olursa olsun askerlik konusu tartışılmaya başlanmış iken askerliğin tamamen profesyonelleşmesi veya ülkemiz şartlarına daha uygun olan zorunlu askerliğin devam etmesi ancak süresinin makul bir seviyeye indirilerek yarı profesyonel bir sisteme geçilmesinin en kısa zamanda sağlanması ve bir daha bedelli askerliğin gündeme gelmemesi dileğiyle...

          Bir tavsiye; Bedelli Askerlikten yararlanacak vatandaşlarımız başvuru için acele etmesinler, uygulama emrinin askerlik şubelerine ulaşması biraz zaman alabilir. Yılbaşından sonra uygulama hakkında bilgi almak için askerlik şubelerine başvurabilirler. Müracaatlarını son günlere de bırakmasınlar, 31 Mayıs 2012’ye kadar işlemlerini yaptırsınlar, son on beş gün sıkıntılı olabilir.

         

          NOT: Kaynak göstermek kaydıyla bu yazımın TAMAMI kullanılabilir. Link verirseniz daha uygun olur.

         

          

Okunma Sayısı: 8552
© 2011 Ali Türkmen
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim