Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Zenginimiz Bedel Verir...

Zenginimiz Bedel Verir...18 Kasım 2011 Cuma 15:02

Son günlerde iyice alevlenen, uzunca bir zamandır da hep gündemde olan konulardan biri de şüphesiz ki bedelli askerliktir.

 

          1987 ve 1999 yıllarında çıkan son iki bedelli askerlik kanununu askerlik şubesi başkanı olarak uygulayan, öncesinde ve sonrasında birçok vatandaşımızla fikir teatisinde bulunmuş birisi olarak bazı tespit ve görüşlerimi kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

          Anayasa’mızın 72’nci maddesi “Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.” hükmünü amirdir. Askerlik Kanununun birinci maddesinde ise “Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmağa mecburdur.” denilmektedir. Askerlik yükümlülüğünün nasıl yerine getirileceği veya yerine getirilmiş sayılacağı da kanunun 10’uncu maddesinde sayılmaktadır.

          Kanun maddelerini burada tekrar ederek yazıyı sıkıcı hale getirmek istemiyorum.

          Bedelli askerlik tartışmaları, doğal olarak, konu ile ilgili bir kanun çıkmasını isteyenler ve karşı çıkanlar olarak iki karşıt görüş çerçevesinde devam etmektedir.

          Bedelli askerliği istemeyenlerin başında Türk Silahlı Kuvvetleri gelmekteydi. Karşı çıkma gerekçelerini TSK sözcüleri çeşitli zamanlarda açıklamışlardır. Diğer bir karşı çıkan kesim ise şehit aileleri, gaziler ve bu isimleri taşıyan dernekler. Bunlar evladını, eşini, babasını, kardeşini Vatan uğruna Vatanın bağrına emanet edenler ile (arkadaşım Kadir Okyay’ın ifadesiyle) Vatan toprağına en az bir ünite kanını akıtan gazilerimizdir. Onlar ki aralarında bu durumlarından dolayı askere gitmeme hakkı olduğu halde gönüllü olarak askere gidenler bile var… Ayrıca hür iradeleri ve çeşitli gerekçelerle bu konuya karşı çıkanlar da bulunmaktadır.

          Bu konuyu destekleyenlerin gerekçeleri ise çeşitli platformlarda dile getirilmektedir.

          Askerlik Kanunu esas itibariyle, yürürlüğe girdiği dönemin (1927 yılı) şartları da dikkate alındığında, okumayı teşvik eden, okuyanların askere sevklerini erteleyen bir yapıya sahiptir. Örnek olarak; sağlığı askerlik yapmaya elverişli bir erkek Türk vatandaşı, lise, meslek yüksek okulu, fakülte/yüksek okul okumak, yüksek lisans, doktora/tıpta uzmanlık/sanatta yeterlilik yapmak veya bir sonraki aşamaya hazırlanmak için 35 yaşının sonuna kadar yasal haklarını kullanarak askere gitmeyebilir.

          Öğrenciliğin dışında ileri yaşlara kadar askerliği ertelenen ikinci büyük grup da yurt dışında bulanan vatandaşlarımızdır. 38 yaşının sonuna kadar askerlikleri ertelenen, fakat başta yaşadığı ülkenin ekonomik durumu, işsizlik vs. nedenlerle dövizle askerlikten yararlanamayan veya başvurduğu halde ödemesi gereken döviz miktarının tamamını ödeyemeyen vatandaşlarımız da bedelli askerlik beklentisi içerisindedirler.

          Önlisans ve lisans seviyesinde 29, lisansüstü eğitimde 35 yaşına kadar yasal hakkını kullanarak askere gitmeyen bir vatandaşın, “bu yaşta askere mi gidilir, 20 yaşındaki gençlerin arasında biz nasıl askerlik yapalım” gibi gerekçelerle askere gitmek istememesi, bunun sonucunda da bedelli askerlik istemesini makul ve haklı bir talep kabul etmek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Buna karşılık, bedelli askerlik isteyenleri suçlamanın da çok doğru olmadığı kanaatindeyim.

          Karşı çıkanların elbette kendilerine göre gerekçeleri olsa da ortada fiili bir durum var. Çeşitli tahminlere göre bedelli askerlikten faydalanabilecek durumda olanların sayısı 200 ile 300 bin arasındadır. Birinci dereceden, ikinci dereceden yakınlar derken bir-birbuçuk milyon insanımızın bir an evvel uygulamaya geçmesini beklediği bir konu. Bu konuda hamasete gerek olmadığını düşünüyorum, etrafımıza baktığımızda bir yakınımızın önceki dönemlerde bedelli askerlik yaptığına göreceğimizi sanıyorum.

          Yurt içinde olup da öğrencilik, sporculuk vb. nedenlerle yasal olarak veya kaçak durumunda olup ileri yaşlara kadar askere gitmemiş olan vatandaşlarımızın bir kısmı yaygın deyimiyle “zengin çocuğu” olabilir. Ancak, bedelli isteyen insanlarımıza bakıldığında önemli bir kısmının, kanaatimce, ortalama ve daha alt gelir grubunda olan insanlarımız olduğu görülecektir.

          Askerlik çağına giriş olan 20 yaşına göre ileri yaşlarda sayılabilecek bu vatandaşlarımızın çoğu evlenip yuva kurmuşlar, çocukları olmuş, bir iş kurmuşlar veya bir işte çalışıyorlar. Kısa dönem olarak olsa dahi, işine 6 ay süre ile ara vermesi işinin bozulmasına, bilimsel veya akademik çalışmalarına ara vermelerine, 6 ay maaş alamaması işsiz kalmalarına veya geçim sıkıntısına düşmelerine sebep olabilmektedir. Önceki uygulamalarda bankalardan kredi çekerek bedelini ödeyen birçok vatandaşımız olmuştur.

          Bütün bu gerekçeler tabii ki bedelli askerlik uygulaması için yeterli ve geçerli sebep olmayabilir. Bedelli askerlik beklentisinin en önemli gerekçesi, bunun artık “geleneksel” hale gelmiş olmasıdır. Aşağıda tam metnini vereceğim türküden de anlaşılacağı üzere Osmanlı’dan günümüze her 10-15 yılda bir bedelli askerlik uygulaması çıkmış, bu süre yaklaşınca da insanlarımız ister istemez böyle bir beklenti içine giriyorlar. Vergi affı gibi bu beklenti de her dönemde karşılığını bulmuştur.

          Peki, bu konuyu temelden çözmek mümkün müdür?

          Bedelli askerlik tartışmaları gündeme geldiğinde bazıları Silahlı Kuvvetlerin profesyonelleşmesi gerektiği görüşünü ileri sürmektedirler. Yani bugün Anayasal ödevi yerine getirmek için zorunlu olarak silâhaltına alınan yedek subaylar ile erbaş ve erlerin zorunlu hizmetlerinin kaldırılması ile bunların yerine “maaşlı” “devlet memuru” statüsünde “uzman er/erbaş”ların istihdam edilmeleri gerektiğidir. Bu kanaatimce görünür gelecekte birkaç açıdan mümkün görünmemektedir.

          Bunlardan birincisi ve en önemlisi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut teşkilat yapısında çok köklü değişiklikler yapılması gerekliliğidir ki, göstermelik kuruluş ve kadro değişiklikleriyle bu mümkün değildir. Bu konuda iki örnek vereceğim, Türkiye’mizde yaklaşık olarak 1000 il/ilçe merkezi vardır, her merkezde sadece 100 erbaş ve er olsa 100.000 erbaş ve er eder. Kara Kuvvetlerindeki tümen ve tugayların yarısını lağıv etseniz dahi kalan birliklerde en az 100.000 erbaş ve er vardır. Maliye Bakanlığından 200.000 kişilik kadro isteyiniz bakalım ne cevap alacaksınız. Sadece beş komando tugayının 2004 yılında başlatılan profesyonelleşmesi henüz tamamlanamamış, bu da bilgilerinize sunulur.

          İkinci olarak, ülkemizin jeostratejik konumu nedeniyle sınır komşularımız başta olmak üzere yakın ve uzak komşularımızın birçoğuyla önemli sorunlarımız devam etmektedir. Suriye ile olan son gelişmeler de göstermiştir ki “sıfır sorun” sadece hayalleri süslemiştir. Böyle bir ortamda Türk Silahlı Kuvvetlerini (vurucu gücünü artırıyoruz bahaneleriyle) küçültmeye çalışmanın çok iyi niyetli, akılcı ve doğru bir hâl tarzı olmadığı değerlendirilmektedir.

          Ayrıca Ordumuz Türk Milletinin bağrından çıkmış, millî birlik ve beraberliğimizin sembol kurumlarından birisidir. Türk Silahlı Kuvvetleri sadece harp sanatının öğretildiği bir ocak olmanın yanı sıra, önemi giderek azalmakla birlikte, okuma yazmanın öğretilmesi, şoförlük eğitimi başta olmak üzere tarım ve küçük el sanatlarının öğretildiği, meslek edinme kurslarının düzenlendiği bir eğitim yuvası olagelmiştir. Ayrıca sosyolojik olarak yurdumuzun çeşitli yörelerinden çıkıp aynı kışlada bir araya gelen gençlerimizin kaynaşmaları, kültürel alışverişte bulunmaları da önemli işlevlerden birisidir.

          Bu konunun kesin ve sürekli olarak bir çözüme kavuşması için yapılabilecek birkaç öneriyi tartışmaya açmak isterim.

          a.       Bedelli askerlik konusu esas itibariyle Askerlik Kanununun 10’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Ancak burada “Genelkurmay Başkanlığının ihtiyaç fazlası asker olduğunun” bildirmesi gerekir. Yukarıda açıklamış olduğum nedenlerle görünür gelecekte fiili olarak bu mümkün görülmemektedir. Ancak, memleketin her probleminin çözümünde olduğu gibi bu sorunun çözümü de siyasi otoritenin yetkisindedir. Bu amaçla iktidar sahipleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadrosunu küçültebilirler. Bu gerçekleştirildiği takdirde ihtiyaç fazlası asker ortaya çıkacak ve bedelli askerlik uygulaması sürekli hale gelecektir.

          b.       Askerlik Kanununun ilgili maddelerinde yapılacak değişikliklerle; yukarıda bahsettiğim askerliği erteleme eğiliminden, askere erken gitmeyi teşvik edici bir düzenleme yapılmalıdır. Bu konudaki önerim, bir öğrenci normal şartlarda 4 yıllık bir fakülteyi 22 yaşında bitirebilir. 2-3 yıl ek süre tanınacak olursa askerlik süresi, 25 yaşına kadar askere sevkini yaptıranlara 12 ay, 26 yaşından itibaren her yıl için (örnek olarak) bir ay ilave edilmek suretiyle geç gidenlere daha uzun süreli askerlik yaptırılabilir. Veya askerlik süresini uzatmak yerine geç gidilen her yıl için belirli bir bedel ödetilebilir. Bu önerim sadece öğrenciler için değil, aynı zamanda yurtdışında bulanan vatandaşlarımız ile sporcular için de benzer düzenlemeler yapılabilir.

          Sonuç olarak; uzun zamandır hükümetin gündeminde olan bedelli askerliğe Genelkurmay Başkanlığınca da yeşil ışık yakılmış, muhalefet partileri de destekleyecekleri yönünde açıklamalarda bulunmuşlardır. Hükümet sözcüsünün ifadesine göre yılsonuna kadar bedelli askerlik yasası çıkacaktır. Daha fazla uzatılmadan, kamuoyunun vicdanını incitmeyecek bir bedelli askerlik kanunu çıkarılmalıdır. Kanaatim odur ki bedelli askerlikte yaş sınırı olarak 28, 29 veya 30 yaşlardan birisi, bedel olarak da yaklaşık 15.000,00 TL kabul görecektir. Ayrıca 41 ve üzeri yaşlar için ise bu rakamın 20.000,00 TL olacağını tahmin ediyorum. Uygulamada 30 yaşın üzerine çıkılmasının ve bedelin yüksek tutulmasının hukukun “genellik” ilkesine aykırı olacağını düşünüyorum.

          Kanun çıkarken muhtemelen “…bu kanundan 01 Ocak 1984 tarihinden önce doğanlar faydalanır.” denilecektir. Aralık 1983 tarihinde doğduğu halde, sırf babasının (ebeveynlerinin) “çocuk askere bir yıl sonra gitsin” diye nüfus kayıtlarına Ocak 1984 tarihinde doğdu diye kaydedilen bazı vatandaşlarımız da bedelli askerlikten faydalanamayacak. Bu da ülkemizin trajikomik bir gerçeği… Bu arkadaşlar kanun çıktıktan sonra bana yazarlarsa, yazdıklarını burada paylaşabiliriz.

          Çıkacak olan kanunun, hangi gerekçeyle olursa olsun bedelli askerlik bekleyen her vatandaşımız için hayırlı olmasını diliyorum.

 

Kara çadır is mi tutar,

Martin tüfek pas mı tutar.

Ağlayanım anam bacım,

Elin kızı yas mı tutar…

            Yemen yolu çukurdandır,

            Karavanam bakırdandır,

            Zenginimiz bedel verir,

            Askerimiz fakirdendir...

Tarlalarda biter kamış

Uzar gider vermez yemiş

Şol Yemen'de can verenler

Biri Memet biri Memiş...

Okunma Sayısı: 10094
© 2011 Ali Türkmen
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim